Go to ImageShack® to Create your own Slideshow

1-Sümbüller (Hyacinthus orientalis)

26.4.2007 | Kategori: siz ve sevdikleriniz |

Merhabalar;

 

Nasılsınız? Umarım hepiniz çok iysinizdir. Yazılarıma yoğunluktan dolayı ara vermek zorunda kalmıştım, şimdi sizlerleyim.:) Özledim hepinizi. Bu yazım sevgili gezimanya için. Sümbülleri seviyormuş gezimanya. Orkideler de en çok görünüm olarak cezbediyormuş gezimanyayı.

 

Ben onun için kokusunu sevdiği bitkiyi seçtim. Daha erken yazacaktım elimde olmayan nedenlerden dolayı bugün sümbülleri sizlerle ve gezimanya'yla buluşturuyorum. Umarım çok bekletmedim seni sevgili gezimanya?

 

Sümbüllerin tarihi ve yaşam süreci çok etkileyici şimdilik bir başlangıç yapıyorum. Devamı gelecek. :) gezimanya'nın derinliklerinde taşıdığı bir gizem olduğunu düşünüyorum, kokusunu sevdiği bu bitki gibi...

 

 

  Sümbül der ki boynum uzun

  Yapraklarım düzüm düzüm

  Beni ak gerdana dizin

  Benden ala çiçek var mı?

                         Halk türküsü

 

  Hycinthus orientalis melezleri

  SÜMBÜLLER

 

  Sümbüller içimizden biri gibi, binlerce yıldan beri Anadolu'da kültürleri yapılmakta olduğu tahmin ediliyor.

 

  Bu güzel çiçeklere ait en eski hikayeye eski Yunan’da, Ovidios adlı şairin yazmış olduğu efsana de rastlıyoruz: efsaneye göre Hykinthos, Apollonun can ciğer arkadaşı olan bir gençmiş. Günün birinde tertip edilmiş bir disk atma müsabakası esnasında, Apollon’un atmış olduğu disk, kaza sonucu Hykinthosun başına isabet etmiş ve gencin ölümüne sebebiyet vermiş. Delikanlının başı, isabet eden disk sebebiyle bir çiçek sapı gibi kırılmış ve çimenler alkanlara boyanmış. Apollon arkadaşının cesedini kolları arasına alarak “Ah senin yerine keşke ben ölseydim” demiş. İşte o anda çimenler yeniden gövermiş ve Hykinthos’un öldüğü yerde şimdiye kadar görülmemiş güzellikte bir çiçek açmış. O andan sonra da bu güzel çiçeğe Hykintos, yani Sümbül denmiş.

 

  Islah edilmiş sümbül melezlerinin Avrupa’ya ilk kez İstanbul’dan gönderildikleri bilinmektedir.  Bu bitkinin Hollanda’da ki lale çılgınlığını bir krizle sonlandırarak, lale zenginlerinin bir bir iflas ettiği dönemde Avrupa’da lalenin yerine geçip ön plana çıktığı gözlenmiştir. Biz de ise gül ve lalelerin üzerine geçemeseler de, XV. Yüzyıldan itibaren şiirimizin, süsleme sanatlarımızın ve bahçelerimizin en gözde çiçeklerindendir.

 

  Evliya Çelebi’nin “Seyahatname”sinde de sümbül ile ilgili ilginç bir bilgiye rastlanır; Antakya yöresi Belen dağlarında yetişen sümbülleri anlatmaktadır. Ünlü gezginimize göre, Karaağaç Kınıkhan yolu üzerinde Bakras Kalesi çevresindeki köylüler, dağlardan çıkarmış oldukları sümbül soğanlarını Bursa ve İstanbul gibi büyük şehirlerde Bakras sümbülü adıyla satarlar ve geçim sağlarmış. İyi sümbül yetiştirmenin sanat sayıldığı o dönemde, bazı nadide sümbül soğanlarına bir fındık altın ödendiği dahi olurmuş.

 

  Osmanlı döneminde, saray bahçelerinde kullanılacak olan sümbül soğanlarının genellikle Maraş ve Halep’ten getirildiğini Osmanlı fermanlarından öğreniyoruz.

 

  IV. Murad döneminde bu bölgelerden 100.000 adet sümbül soğanı getirtilerek saray bahçelerine dikilmiştir.

Sümbül denilince akla gelen ilk isim, Halvetiyye tarikatının Sümbilliye kolunu kuran Sümbül Sinan’dır. Günümüzde halkımızın Sümbül Efendi diye bildiği ve Kocamustafapaşa’da  adına bir cami bulunan bu zat, Rivayete göre bir gün vecd halindeyken bahçedeki sümbüllerin yüce mevlayı tesbih ettiklerini görmüş ve o tarihten sonra hiçbir çiçeği koparmamış. Bu günden sonra Sümbül Efendi adıyla anılmaya başlamıştır.

 

Kucak dolusu sevgiler....

                                               Devam edecek.....

 

Kaynak : Güller, Karanfiller, Laleler ve Sümbüller Dr. Gürkan Ceylan

                                                       

Yorum ( 6 ) Yorum yaz! Kalici Baglanti

<<Önceki Sayfa |1/27|Sonraki Sayfa>>

ORKİDELER...

11.3.2007 | Kategori: siz ve sevdikleriniz |

Doğanın renkleri kadar canlı bir hafta geçirmiş olmanızı, bu renkliliğin önümüzdeki haftaya da yansımasını hepiniz için diliyorum.

 

 

Sevgili Hande; orkideleri çok sevdiğini söylemiş.Hande sayesinde hep birlikte orkidelerle tanışalım. Bu zarif ve ağaçları süsleyen bitkilerle biraz söyleşelim. 

 

Orkideler hepimizin yakından tanığı pek çok bitkiye benzemiyor. Diğer bitkiler gibi toprakta yaşadığını düşünüyor olabilirsiniz. Orkideler Hande arkadaşımız gibi renkli ve hoş bir farklılığa sahip.

 

Orkideler toprak yerine yetişme ortamı olarak ağaçları tercih ediyorlar. (%90'ı ağaçlarda yaşamaktadır.)  Hepinizin aklına şu soru gelebilir; acaba asalaklar mı, ağaca zarar veriyorlar mı? Orkidelerler asalak bir tür değildir, ağaçlara da zarar vermezler. Çok iyi komşuluk yapıyorlar ağaçlarla. :) Orkidelerin yaşamlarında istedikleri tek şey biraz fazla ışık ve güneş. Zaten bu amaçla ağaç gövdelerinde, ağaç kavuklarında yaşamaktadırlar. Besine fazla ihtiyaç duyarlar bu nedenle köklerini de kullanırlar. Sadece yapraklarıyla değil, kökleriyle de fotosentez yaparlar.

Orkide yetiştirmek isteyenler için de kısaca bakımından söz edelim. Normal bir toprakta yetişmesi mümkün değildir orkidelerin. Ağaç kavuklarında yaşadıkları için toprakları ağaç kabuğu ve çürümüş yapraklardan oluşan bir karışım olmalıdır.

 

Hava akımına maruz bırakılmamalı. Sulamasına da dikkat edilmelidir. Çeşmeden akan klorlu suyla sulanmaması gerekir. Solan çiçeklerini kesip beklersek 6-9 ay içerisinde yeni çiçeğini açacaktır. :)

 

Herkes kolaylıkla evinde orkide yetiştirebilmektedir. Çok pahalı bir bitki olduğunu düşünüyor olabilirsiniz. Çiçekçilerde hatta büyük marketlerde uygun fiyata bir orkideye sahip olabilirsiniz.

 

 

Resim: Kahramanmaraş yöresinde doğal yetişen orkideler.

 

Orkideler salepgiller familyasındandır. Salep  dondurmanın hammaddelerinden biridir. Kahramanmaraş ili çevresinde köylüler tarafından yetiştirilen salepler özellikle dondurma için kullanılan türdür. Kahramanmaraş’a yolunuz düşerse iki ünlü pastanesinden birinde mutlaka dondurmasını tatmalısınız.

 

Orkideler tüm çiçeklerden bir özelliğiyle daha ayrılır. Kokulu ve kokusuz türleri mevcuttur. Yetişme ortamları genelde tropikal ormanlar olsa da, ülkemiz ormanlarında bazı türlerine rastlamak mümkündür.

 

Kuzey Kıbrıs’ta endemik orkide türlerine rastlamak mümkündür. Bu orkideler belirli yasalarla korunmaktadır. Dünya üzerinde 2000 çeşit orkide türü bulunmaktadır.

Bu orkide türlerinin bir kısmı Orkide Müzesinde sergilenmektedir.

 

Orkidelerin saf güzelliği kadar saf duygularla yaşayan, başımız dik olarak tüm güzelliğimizi çevreye yansıtıp hoş duygular hissettiren bir toplum olmamızı  diliyorum.

 

Sevgili Hande’cim senin için de;  renkli ruh halinin daim olmasını, orkideler kadar saf güzellikte sevgilerle yaşamanı dilerim.

 

Hepinize çok güzel, çok mutlu bir hafta diliyorum. SEVGİLERİMLE…

 

Orkideler hakkında daha fazla bilgi için: www.agaclar.net/dergi

Yorum ( 14 ) Yorum yaz! Kalici Baglanti

<<Önceki Sayfa |1/27|Sonraki Sayfa>>

Sıklamen ve Sonbahar

26.2.2007 | Kategori: siz ve sevdikleriniz |

Merhaba dostlar, Umarım haftaya iyi bir başlangıç yapmışsınızdır. Ben mutlu bir başlangıç yaptım. Sizlerinde mutlu olmanızı yürekten diliyorum.

 

Sevgili kiremit için yazdığı bitkilerden sıklameni seçtim. Doğru bir tercih yapmışımdır umarım.

 

www.cicekpasaji.com

 

Bir sonbahar çiçeği olan siklamen son derece güzel ve gösterişlidir. Sonbahar ve kış çoğu bitkinin çiçeklerinin solduğu dinlenmeye çekildiği bir dönemdir. Oysa siklamen için öyle değildir. O sonbaharı farklı yaşayanlardan. Açtığı çiçeklerle kışın ilk günlerinde doğanın bize sunduğu neşe kaynağı, sanki sonbaharın da güzel bir mevsim olduğunu bizlere anlatma çabasında.

 

Sıklamen yaprakları çiçeklerinin altında kalır, çiçekler uzun saplarının üstünde kendini gösterir. Kalın yapraklar nilüfer yapraklarını andırır. Çiçeklerinin bol oluşu dikkat çekicidir.Soğanlı bir bitkidir. Sonbaharda yapraklar belirir. Kış başlangıcında beyaz, pembe, mor tonlarında olan çiçeklerini açar. Nisan ayına kadar çiçekli kalır.

 

Sıklamen soğuk sever, aslında dış mekan bitkisidir. Biz insanlar onu evcilleştirme çabasındayız, evlerimizde de kışı bize güzel yaşatsın diye belkide?

 

Sıklamen türlerinden biri olan Cyclamen cilicium Türkiye'nin güneyinde Toros Dağları üzerinde doğal olarak yetişen endemik bir türüdür.

 

 (Cyclamen cilicium)

 

Orta Toroslar'da çam ( Pinus ) ve göknar ( Abies cilicica ) ormanlarında, kayalık, taşlık yamaçlarda ve çalı altlarında 700–2000 metre arasında yetişir.

 

Soluk pembe renkli ya da beyaz olabilen çiçeklerinin ağız kısmında mor lekeler bulunur. Hafif tatlı kokusu vardır. Sonbaharda, Eylül'den Kasım'a kadar çiçeklenen bitkide çiçekler yapraklardan önce ya da onlarla birlikte görülür.

 

Bu bitkinin türlerinden evinde yetiştirmek isteyenler için bir kaç ipucu da verelim. Özellikle kiremit arkadaşımız için yazıyorum. Yetiştirme çabası olduğundan bahsetmişti yanlış hatırlamıyorsam.

 

Siklamen toprağı özeldir. Normal bitki toprağına yetiştirilmemelidir. Çam ve göknar ormanlarında yetişen bir tür olduğuna göre en iyi orman toprağında yetişir diyebiliriz. Bu da bol humuslu bir topraktır. Ölü örtü kalınlığı yüksek olan topraklardır. Soğuk seven bir bitki olduğu için balkonlarda yetiştirilmesi uygun olur. Direk ışık sevmez fakat aydınlık bir ortamda bulundurulmalıdır. Sularken üstten su verilmemelidir, tabağına su konulmalıdır. Haftada bir kez tabağına 1 cm kadar su konulursa uygun şartlarda muhafaza edilirse bütün kış bizi mutlu edecektir çiçekleriyle.

 

Havaların ısınmasıyla sıklamen yavaş yavaş kurur ve yok olur fakat ölmez hala canlıdır. Bu durumdaki soğanı saksıdan çıkartmadan kuru, serin ve karanlık bir yere alın. Güneşe ve sıcak havaya maruz bırakmayın. Bu şekilde 6 ila 12 hafta boyunca muhafaza edip saksısını ve toprağını değiştirip tekrar dış mekana alarak sulamaya başlayın. Bu bakımla uzun seneler kışı evinize getirmeyecektir.

 

Sevgili kiremit hayatının bahar tadında olmasını, rengarenk günler yaşamanı dilerim. Sevgilerimle…

 

Kaynak: http://www.mineflora.com/newsdetail.asp?ArticleID=45

              http://www.antalya-ws.com/turkce/flora/cilicium.asp

Yorum ( 6 ) Yorum yaz! Kalici Baglanti

<<Önceki Sayfa |1/27|Sonraki Sayfa>>


CANAN APAYDIN